HİKAYE ANLATIMI

HİKAYE ANLATIMI

Bir hikaye, belirli bir zaman ve yerde, belirli kişilerin başına gelen bir veya daha fazla olayın anlatısıdır.

Öğrenme ve iyileştirme amacıyla kısa hikayelerin ve hikaye anlatımının kullanılması, eski bir olgudur. Hayatta başımıza gelen her şey aklımızın bir köşesinde, “hikayeler” denilen kısımlarda saklanır.Hikaye anlatımı dilin kendisi kadar eski olup, insanın bu deneyimlerden diğer insanlara bahsetme ihtiyacını yansıtır.

Çocuklar, ister dinlesinler, isterse anlatan olsunlar, hikayelere her zaman ilgi duyarlar. Hikaye anlatma tekniği, 20. yüzyılın ilk yirmi yılı itibariyle önemli bir klinik müdahale olarak onaylanmıştır. Bu, çocuğun hikaye anlatımı, karşılıklı hikaye anlatımı ve terapistin hikaye anlatımı dahil olmak üzere bir grup tekniği kapsar.

Metaforlar, hikayeler ve masallar, çocukların düşünce ve duygularını ifade etmelerini, dolayısıyla kendileri hakkında daha derin bir anlayış kazanmalarını sağladıkları için terapötik müdahale araçlarıdır. Çocuklar, hikaye anlatımı yoluyla kişisel bir ses geliştirir, kendilerine özgü düşünme ve hissetme biçimlerini ifade ederler. Diğer fantezi türleri gibi, çocuk hikayeleri de onların deneyimlerini, duygularını ve isteklerini yansıtır.

Çocukların hikaye anlatma yeteneği

 

Çocuklar 3 yaşındayken, bir yetişkinden gelen sorular ve önerilerle desteklenmeleri halinde, cümle ve kısa zaman dilimleri kullanarak bir hikaye anlatmaya çalışabilirler. 3 yaşında, kendisi veya başkaları hakkında bir hikaye anlatmak, çocukların dünyayı anlamlandırmasının önemli bir yolu haline gelir.

Çocuklar 4 yaşındayken, geleneksel hikaye anlatımınailişkin “Bir varmış bir yokmuş” ve “Son” gibi ifadeleri öğrenir ve hikaye anlatımında daha akıcı hale gelir. Bu yaşta, çocuklar hikayelerinde hayal güçlerinin zirvesine ulaşırlar ve gerçekliğin sınırları eylemleri nadiren sınırlandırır. Küçük çocukların hikaye konuları genellikle yemek, uyku ve uysal bir karakter görünümünü içeriyor olsa da, şiddet baskın temadır. Tipik olarak, canavar, ölüm, öldürme ve çarpışma hikayeleri anlatırlar. Hikayeler, onların korku ve saldırganlık duygularıyla başa çıkma yollarıdır.

8 yaşındayken çocukların düşünme yetisi, genel ilkeleri somut durumlara uygulamalarını, yani hikayelerinden çıkarılacak dersi seçmelerini sağlayacak ve başı, ortası ve sonu olan bir hikaye anlatacak kadar gelişmiştir.

Hikaye anlatımı ve BDOT

Bilişsel ve davranışsal tekniklerin hikaye anlatımı yoluyla uygulanması, çocuktan kendisi ve dünya hakkında daha rasyonel düşünce ve görüşler almayı, böylece daha uyumlu duygusal ve davranışsal tepkileri teşvik etmeyi amaçlar.

Hikaye anlatımının kullanılması, yaşadıkları sorunlarla başa çıkmaları için çocukların düşünce, duygu ve alternatif eylemler üretmesine de yardımcı olur, sorunçözme becerileri ve dünyayı tam olarak anlama duygularını artırır. Diğer karakterlerin hikayelerini okumak, anlatmak veya dinlemek çocuğa düzeltici bir deneyimkazandırır, çünkü sadece olumlu ve uyum sağlayıcı davranış kalıplarıyla özdeşleşme fırsatı sunulmaz, aynı zamanda çocuğa hikayelerden öğrendiklerini gerçek hayata uygulama fırsatı verilir.

Hikayeler, çocuğun kimliğini ve durumunu doğru bir şekilde yansıtmak ve bunu, kolay erişilebilir bir dil aracılığıyla, problemin olumlu ve ulaşılabilir bir çözümüne dönüştürmek için yaratılır.

Bu nedenle hikayeler, gerçeğin yorumlanma biçimini temsil ederek çocuğun deneyimi anlamlandırmasını sağlarlar. Ayrıca dünya bilgisi ve insan eylemlerinin özelliklerine yönelik birer araçtırlar.

Hikayelerin terapötik işlevi

Çocuk hikayeye kendi hayatını (kendini, başkalarını ve dünyayı algılayışlarına dayanarak), karşılaştığı sorunları ve diğer önemli kişilerle olan ilişkilerini yansıtır. Fantezi ve hikaye anlatımı, tehditkar olmayan bir biçimde sorunlu durumlarla başa çıkmak için bir araç teşkil eder ve çocuğa daha uyumlu başa çıkma becerilerini keşfetme ve geliştirme fırsatı verir. Hikayeler çocukların terapistle doğrudan paylaşmaya hazır olmadıkları duygu, düşünce ve davranışlarla başa çıkmalarına yardımcı olabilir. Aslında, çocuklar, kendilerini rahatsız eden konular veya olaylar hakkındaki duygularını ortaya koymakta ya da açıkça dile getirmekte çoğu zaman zorlanırlar.

Oyun terapisi ve hikayelerin terapötik kullanımı, çocukların kendilerini acı veren temalardan uzaklaştırmalarına, onları daha az tehdit edici hale getirmelerine ve çocukların bunlarla dolaylı olarak ilgilenmelerine yardımcı olur. Terapist, çocuğun dünyasını çocuğun bakış açısından keşfetme ve çocuğun kişilerarası ihtiyaçlarını, kaynaklarını, çatışmalarını, kahramanlarını ve korkularını öğrenme fırsatını bulacaktır. Terapist daha az katı kalıplar ve zıt mantıksız inançlar geliştirme süreci boyunca eğlenceli bir şekilde çocuğa eşlik eder. Terapist bazen çocuğun mevcut durumunu sentezlemek ve temsil etmek ve yeni olası sonlar sunmak için bir hikayeyi stratejik olarak anlatan kişidir.

Terapist, metafor aracılığıyla, çocuğun yavaş yavaş, duygu yüklü büyüme sorunları, bazı korkular ve terapinin diğer önemli kısımlarıyla tehdit edici olmayan bir şekilde ilgilenmesini sağlar. Çocuklar hikaye dinlemeyi severler, kişisel tecrübelerine benzer şeylerin hikayedeki karakterlerin başına gelebildiğine şaşırırlar ve karakterlerin sorunlarla ya da belirli durumlarla nasıl karşılaştıklarını anlamaya çalışmak için dikkatlice dinlerler.

Hikaye anlatımı, terapötik amaca bağlı olarak farklı zamanlarda ve farklı şekillerde psikoterapötik sürece dahil edilebilir. O halde bir hikaye: 

Hikaye anlatımı daima birlikte inşa etme ve dönüştürme eylemidir. Terapist, çocuğun hikayesinin yeniden anlatılmasıyla problem çözmeyi, etraflıca düşünmeyi, davranışsal deneyleri ve öz olumlama kullanımını modeller. Hikayeler, karakterlerin öz olumlamalarını şekillendirdiği temel olabilir ve ayrıca becerilerin geliştirilmesi ve öğretilerin aktarılması için bir metafor görevi görebilir. Hikaye içeriğinde çocukların deneyimlerine ilişkin alternatif bir inşada veya açıklamada bulunabileceği bir dayanak yer almalıdır.

Bilişsel değişimin teorik çerçevesine dahil edildiğinde, hikaye anlatımı çocuğun şunları keşfetmesini destekler:

– bilişsel ve duygusal deneyimleri,

– başa çıkma stratejileri olarak öz olumlamalarını,

– bir hipotez doğrulama süreci,

– alternatif bir problem çözme,

– yeniden, doğru ilişkilendirme faaliyetleri ve

– davranışsal deneyleri.

Diğer bilişsel yöntemler ve süreçlere benzer şekilde, hikaye anlatımı sağlıklı bir kişilerarası ilişkiyi ve çok çeşitli becerilerin gelişimini destekleyerek değişimi etkiler.

Bibliyoterapi ve hikaye anlatımı 

Bibliyoterapi, öykünün karakterleriyle özdeşleşen çocuğun sorununa benzer bir sorunu temsil eden ve tanımlayan daha önce yayınlanmış kitapların kullanımını kapsar.

Bibliyoterapi, çocukların çok çeşitli duygusal ve davranışsal sorunlarını  (koruyucu bakım, ölüm ve kayıp, öfke kontrolü, korku ve fobi, ayrılma anksiyetesi, zorbalık, boşanma, travma, hastaneye yatış, dikkatsizlik ve hiperaktivite, hırsızlık kaynaklı) tedavi etmek için yıllar içinde gelişmiştir. Bu anlatılar, biçimsel açıdan, çocuk için bir özdeşleşme nesnesi olan karakter için kritik bir durumdan başlar, özellikle duygusal rahatsızlığın (klasik ve/veya operatif şartlandırma mekanizmaları yoluyla edinilen anormal davranış belirtilerinin) belirlenmesinde mutlakiyetçi ve irrasyonel düşüncelerin rolünü vurgular, daha sonra da daha esnek ve rasyonel inançların varsayımıyla sorunun üstesinden gelme yolunu modeller.

Hikaye anlatımı, örneğin çocuğun, terapistin, karşılıklı olarak, nesneler, çizimler vb. aracılığıyla hikaye anlatımı gibi çeşitli biçimlerde bürünebilen hikaye anlatımlarından oluşur.

Yayınlanmış kitaplar çocuklara uygun veya mevcut olmayabileceğinden, seans sırasında kişisel kitap veya hikayeler oluşturmak ve/veya değiştirmek ve uyarlamak mümkündür.

Bu şekilde, terapist, çocuk değişim sürecinde aktif bir katılımcı olurken ve bilişsel değişim stratejilerine dahil olurken, ortaya çıkan kendiliğindenliği temel alarak problem çözme ve olumlu öz beyanları modelleyebilir.

Bibliyoterapi ve hikaye anlatımı, çocuğun sorunları hakkında bilgi edinmesine ve sorunlarına çözüm bulmasına yardımcı olan yöntemlerdir. Hikayenin sonu, tipik olarak, günlük yaşamın zorluklarına yönelik uyarlanabilir stratejiler sağlar. Hikayede karakterin başvurduğu çözümler, zorlukları çözmenin veya bunlarla yüzleşmenin olası yollarına işaret eder. Hikayeler, çocukların doğrudan ilgilenilemeyecek kadar tehdit edici ve acı verici sorunlara dolaylı olarak yaklaşmalarını sağlayan psikolojik bir mesafe oluşturdukları için mükemmel bir terapötik araçtır.

Kaynakça
 Arzilli, D. (2014). La costruzione delle fiabe in psicoterapia dell’infanzia. Costruttivismi, 1: 196-207.
Friedberg, R.D. (1994). Storytelling and Cognitive Therapy with Children. Journal of Cognitive Psychotherapy: An International Quarterly, Volume 8, Number 3.
Otto, M. W. (2000). Stories and metaphors in cognitive-behavior therapy. Cognitive and Behavioral Practice, 7, 166-172.
Robins, C. J., & Hayes, A.M. (1993). An appraisal of cognitive therapy. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 61, 205-214.
Shaefer C.E., Cangelosi D. (2016). Storytelling. In Shaefer C.E., Cangelosi D.: Essential Play Therapy Techniques. Time-Tested Approaches. The Guilford Press. New York.